Yazar Mehmet Akpınar, deprem korkusunun Mersin'e yansımalarını değerlendirmeye devam ediyor. "Bitsin Bu Çile" başlığıile Mersin Büyükşehir Belediyesi'nce hizmet binası olarak kullanılan 'Kırmızı Lacivert İş Hanı’nındaki anılarını gündeme getirdi. İŞTE O YAZI:

"BİTSİN BU ÇİLE

06 Şubat Maraş merkezli depremin ikinci günü öğleden sonra hem bazı işlerimi halletmek hem de bir ay önce emekli olduğum Mersin Büyükşehir Belediyesindeki mesai arkadaşlarımı ziyaret etmek için evden çıktığımda hava parçalı bulutlu idi. Daha çarşıdaki işlerimi bitirmeden bardaktan boşanırcasına yağmur başladı. Kendimi yakınlarda bulunan Kırmızı Lacivert İş Hanı’na zor attım. Odalar bomboş, in cin top oynuyordu. Hızla dışarı çıkıp yan binaya- her ikisi de belediye binası- geçtim. Kapıdaki güvenlik,

“Nereye gidiyorsun?” diye sorunca şaşırdım.

“Ne çabuk unutulmuşum!” dedim kendi kendime.

“Arkadaşlarımı ziyaret edeceğim.”

“Kimseler yok, bina boşaltıldı. Herkes evine gönderildi.” cevabını alıncı oradan uzaklaşıp en yakın kafeye girdim. Duble çayımı yudumlarken hüzünlendim, bir süre sonra hüznüm yerini hayallere, hayaller de hayal kırıklığına bıraktı:

06 Mayıs 2014 günü, daire başkanı olarak Büyükşehir Belediyesi Makine İkmal Tesislerine geldiğimde ilk hayal kırıklığını yaşadım. Manzara hiç hoş değildi. Eski bir ihata duvarı ile çevrilmiş, geniş bir sahanın orta yerinde devasa bir enkaz yığını duruyor; kenarlardaki bakımsız binalar, yıpranmış saha betonu bu manzarayı tamamlıyordu. Büyükşehir Belediyesi bu olamazdı! Çok geçmeden anladım bunun bile bir şans olduğunu. Zira çoğu personelin oturabileceği bir yer yoktu; bahçelerde, banklarda, bina çevrelerinde oturuyorlar, kimileri de yer yokluğundan evlerine gidiyordu.

İlk iş olarak Özel İdare’den devredilen ve sağlamlığı konusunda çelişkili raporlar bulunan bu iki binanın tadilatı ve geçici olarak kullanıma açılması düşünüldü. Bir taraftan da Büyükşehir Belediyesinin hizmet binasına kavuşturulması için proje çalışması başlatıldı, ödenek ayrıldı. Mersin’in doğusunda “Hayvan Pazarı” denilen yerde yapılacaktı hizmet binası. Çoğu kişi bu yerin uygun olmadığını düşünse de kimse dile getiremiyordu. Hatta konu bir üst yöneticiye anlatıldığında “Başkan’ın iradesine karşı gelinmez!” diyordu.

Proje çalışmaları uzun sürdü; çok el değdi, değiştirildi; akıllı bina olsun, elektriği de kendi üretsin dendi; iş büyüdü, maliyet arttı, yapılamaz hale getirildi, yapılmadı. Zaten iyi kötü herkes bir yer bulmuştu; “Bina bize seçim kazandırmaz, bu parayı başka yerlerde harcayalım.” diye düşünmüş olmalılar ki konu gündemden düştü. Büyükşehir Belediyesinin her birimi ayrı yerde, çok da uygun olmayan binalarda hizmet veriyordu. Personel memnuniyetinin önemi yoktu! Onlar tıpış tıpış oy verirlerdi nasılsa!

Fırka değişse de hırka değişmedi. Aynı düzen devam etti. Hizmet Binası yapılması işi hiç gündeme gelmedi yeni dönemde. Geçici kullanım için tadilatı yapılan binalarda 8 yıl hizmet verildi. Geçici çözüm kalıcı çözüm oldu. Ta ki 6 Şubat depremine kadar… Deprem korkusuyla binalar boşaltıldı. Zaten dağınık olan belediye birimleri darmadağın oldu. Daha iki ay önce emekli olduğum Büyükşehir Belediyesindeki arkadaşlarımı bulmakta zorlanır hale geldim. Vatandaşın vay haline!

“Aslan yatağından belli olur.” 13 ilçemizin belediye binaları çok daha güzel ve kullanıma elverişlidir. Büyükşehir Belediyesi tez elden adına yakışır bir hizmet binasına kavuşturulmalıdır. Bitsin bu çile."

@kpınar 070323

Editör: Habibe Aydın