Kumbur, “Su canlı hayatı için önemli ve sınırlı bir kaynaktır.

Prof.Dr. Halil Kumbur, ‘22 Mart Dünya Su Günü’ nedeniyle bir makale yayınladı. Suyun sınırlı bir kaynak olduğunun altını çizen Kumbur, canlılar için suyun önemli olduğunu yazdı.

Kumbur, “Su canlı hayatı için önemli ve sınırlı bir kaynaktır. Günümüzde su, ulusal ve uluslararası politikaların belirlenmesinde önemli bir unsur haline gelmiştir. Su ve toprak, kalkınma çabalarında ilk başvurulan doğal kaynaklar olma özelliklerini günümüzde de korumaktadır.

Bu nedenle:  Birleşmiş Milletler tarafından su kaynaklarının korunması, plansız kullanımı,suya olan talepteki dengesizliklerin hızla artması, suyun bir doğal kaynak olduğu hususunda dikkatleri çekmek için 22 Mart “Dünya Su Günü” olarak kabul edilmiştir.

2023 yılı Dünya Su Günü teması;  su ve atıksu, yeraltı suyunu görünür yapmak, ortaklıklar ve işbirliği yoluyla değişimi hızlandırmak olarak belirlenmiştir.

Yaşamımızın  temel kaynağı olan temiz, sağlıklı ve yeterli miktarda suya erişim konusunda günümüzde halen dünyanın özellikle bazı bölgelerinde ciddi sıkıntıların yaşandığı görülmektedir.

Diğer yandan ,küresel çapta üretilen atıksuların büyük bir kısmı herhangi bir arıtma işlemine veya geri kazanıma tabi tutulmadan ekosisteme geri verilmektedir. Bu durum, insan sağlığı açısından çeşitli sorunlara sebebiyet vermenin yanı sıra ekonomik açıdan da israfa yol açmaktadır.

Kullanılabilir doğal su kaynakları ile su ihtiyacı arasında giderek büyüyen açık, atık suların uygun teknolojilerden faydalanılarak arıtılmasını ve tarım, sulama ve enerji gibi çeşitli alanlarda tekrar kullanılmasını gerekli kılmaktadır.

Atıksuların, çevre ve insan sağlığına tehdit oluşturmayacak şekilde arıtımının gerçekleştirilmesi ve tekrar kullanılarak ekonomiye girdi oluşturması, sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasında da kilit role sahiptir.

Dünyamızın üçte ikisi sularla kaplı olmasına karşın, insanoğlunun ekonomik olarak kullanımına hazır olan tatlı su varlığı, dünyadaki toplam su varlığının yaklaşık yüzde 0.5 i kadardır.

Nüfus artışı, sanayileşme ve iklim değişikliği-kuraklık gibi etkenler nedeniyle su kaynakları  gerek miktar gerekse kalite açısından büyük baskı altındadır.

Hızlı nüfus artışı ve su sıkıntısı çeken ülkelerin çoğunluğu Afrika Kıtası ve Ortadoğu Bölgesinde yer almaktadır.

Orta Doğu Ülkeleri arasında son yıllarda ortaya çıkabilecek anlaşmazlık konularından birisi de “su” dur. Su sıkıntısı en üst düzeyde olan ülkelerin çoğu hem petrol, hem de su yoksulu ülkelerdir.

Dicle ve Fırat Nehirlerimizin bazı Ortadoğu Ülkelerinden geçiyor olması nedeni ile bu sorunlar Ülkemizi de yakından ilgilendirmektedir.

Bir ülkenin su potansiyeli; kişi başına düşen yıllık su miktarı 10 000 m³’ten fazla ise su zengini,1000 m³’ ten az ise su yoksulu olarak değerlendirilmektedir.

Türkiye, özellikle son yıllardaki aşırı kuraklık ve suyun plansız kullanımı nedeniyle su yoksulluk sınırına doğru hızla yaklaşmaktadır.

Türkiye su kaynaklarınca zengin görünmesine rağmen yer ve zaman içinde ihtiyaçlarla uyuşmamaktadır. Su kaynakları potansiyelimiz doğu bölgelerimizde ağırlıkta iken, ihtiyaçlar batı bölgelerimizde yoğunlaşmıştır. Suyun kaynağından talebin olduğu yerlere naklinde, depolanmasında, kullanıcıya ulaştırılmasında, kayıp-kaçaklarda ciddi sorunları vardır.

 Suyumuzun yaklaşık  %76'sı sulama, %14'ü belediyeler, % 10’u sanayide kullanılmaktadır. Sulama suyu teknikleri değiştirilmelidir. Damla sulama sistemine mutlaka geçilmelidir.

Türkiye’nin günümüz teknolojisi ile  değerlendirilebilecek   su miktarı  yaklaşık yıllık 110 milyar m³’ dür.  Bu miktarın ancak 45-50 milyar m³’ü tüketime yönlendirilmektedir. 11 milyar m³’lük yeraltı su potansiyelimizin yaklaşık 5,5 milyar m³’ü kullanılabilmektedir.

Mersin İli Su Potansiyeli: Mersin ili akarsularının su  rejimleri, kaynakların bulunduğu bölgeler ile  talebin bulunduğu  yerler arasında sorunlar bulunmaktadır. Yerüstü su kaynaklarımız 7.2 milyar m3/yıl, yeraltı su kaynaklarımız 0.2 milyar m3/yıl olmak üzere toplam 7.4 milyar m3/yıl’dır. Bu potansiyelin yaklaşık %23’ü kullanılmaktadır.

Su kaynakları planlı,  programlı    kullanıldığı  takdirde  Mersin İli’nde su sorunu yaşanmaması gerekir.

Ancak son yıllardaki özellikle Doğu Akdeniz Bölgesinde yaşanan aşırı kuraklık, tarımsal faaliyetler ve yazlıkçılar, deprem, mülteci vb. ile oluşacak   kırsal ve kent merkezlerindeki  beklenmedik nüfus artışları ile Mersin İlimizde içme, kullanma, sulama suyu sıkıntısı yaşanabilir.

Ülkemiz ve bütün illerimiz için; su havzalarının korunması, havza koruma planları-havza bazlı projelerin yapılması, su sıkıntısı çekilen yerlerde göletler, barajlar  yapılarak su kışın depolanmalı, kayıp/kaçak oranları azaltılmalıdır. Arıtılmış  suların   tekrar kullanımını (özellikle tarım sektöründe) mutlaka gerçekleştirilmelidir. Havza ve il  bazında  Su Yönetim Sistemleri kurulmalıdır.

Su tasarrufuna önem vermeliyiz. İsraf etmemenin kazanmak olduğunu bilmeliyiz.

Suyun yerine ikame bir başka maddenin olmadığı unutulmamalıdır.

[email protected]

Editör: Habibe Aydın