Nadas Alanları ve Atıl Tarım Arazileri Üretime Dönüyor

Türk mobilyasına talep arttı, değerdeki artış kur baskısına takıldı Türk mobilyasına talep arttı, değerdeki artış kur baskısına takıldı

“Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesinin Desteklenmesine” ilişkin karar Resmî Gazete’de yayınlandı. 2024 yılı için açıklanan kararda destekler hibe şeklinde olup proje bedelinin azami yüzde 75’i olarak verilecektir.

Kararda ilk olarak işlenmeyen veya nadasa bırakılan arazilerin uygun münavebe planı ve ekim yöntemleri ile tarımsal üretime kazandırılması hedefleniyor. Ülkemizde 202 milyon dekar işlenen tarım alanları var. Bunun yanında 30 milyon dekar nadas alanı ve 20-25 milyon dekar da atıl alan var. Alınan bu kararın, üretimi artırarak ithalata bağımlılığın azaltılması açısından oldukça isabetli olduğu kanısındayız.

Benzer şekilde hububat, bakliyat ve yağlı tohumlu bitkilerin üretiminin geliştirilmesi de yine destek kapsamında yer almaktadır. Her üç ürün grubunda ülke olarak kendi kendimize yetemiyoruz. Hububatta yeterlilik oranımız yüzde 80, bakliyatta yüzde 87 ve ayçiçeğinde yüzde 60. Kendi kendimize yetemediğimiz için bu ürünlerde ithalat yapıyoruz.

Temel gıda maddeleri arasında yer alan bu ürünlerin üretiminde artış yapmayı hedefleyen ilgili kararın, temel gıda ürünlerinde arz güvenliğinin sağlanmasına ve gıda enflasyonunun azaltılmasına yardımcı olacağını düşünüyoruz. Ayrıca, bu karar amacına ulaşırsa, net ithalatçı olduğumuz hububat, bakliyat ve yağlı tohumlu bitkilerde dışa bağımlılığımız azalma sürecine girecektir.

Bakanlığımız Taleplerimizi Dikkate Aldı

Çok uzun yıllardır her platformda dile getirdiğimiz nadas alanları ve atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması talebimizin Bakanlığımız tarafından karşılık bulması ve 2021 yılından bu yana desteklenmesi sektörümüz açısından önemli bir kazanım, moral ve motivasyon kaynağı oluyor.

Sayın Bakanımızın açıklamasına göre son üç yılda 5,4 milyon dekar alan üretime kazandırıldı. Dolayısıyla bu kararın önümüzdeki yıllarda da devam etmesini temenni ediyoruz. Arzumuz ilk aşamada kendi ürettiğimiz yerli ürünlerimiz ile kendi kendimize yeterliliğin sağlanması ve sonraki aşamada bu ürünler ile net ihracatçı konuma ulaşılmasıdır.

 

Sektörün Önemi Daha Da Artacak

Pandemi süreci, iklim değişikliği, kuraklık, su kısıtı gibi unsurlar ve halen devam eden Rusya-Ukrayna savaşı tarım ve gıda sektörünün artık bir milli güvenlik meselesi olduğunu açıkça göstermiştir. Tarım ve gıda şu an enerji gibi, savunma sanayi gibi stratejik bir sektördür. Ve gelecekte çok daha değerli bir konuma ulaşacaktır.

Üretimde sıçrama yaratılmasına en çok ihtiyaç olan bir süreçten geçmekteyiz. Bu bağlamda taleplerimize karşılık veren bu karar için Devletimize ve bizler ile istişare ortamını sürekli daha da güçlendiren Tarım ve Orman Bakanlığımıza teşekkürlerimizi sunuyoruz.